Melek, Serhat ile Yıldız’ın giderek yakınlaştığını görmesine rağmen Sultan’la yaptığı anlaşmaya sadık kalarak konaktan ayrılmamaya karar verir. Hem Serhat’ı yeniden kazanmak hem de ailenin hanımağası olabilmek için Sultan’ın verdiği akılcı ama tehlikeli tavsiyelere kulak verir. Ancak Yıldız bu ittifaka karşı boş durmaz; Serhat’ın sevgisini pekiştirmek ve Melek’i tamamen devre dışı bırakmak için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Diğer yandan Serhat’ın Kordağlılar’dan kan parası olarak aldığı topraklar, Yelduranlar’ı Urfa’nın en geniş araziye sahip ailesi haline getirir. Bu güç, Serhat’ın ağalar meclisinde Ziyan Ağa’nın yerine geçmesi için önemli bir zemin oluşturur. Ancak Serhat’ın düzeni değiştirme çabası ve Yelduranlar’a karşı giderek sertleşen, onur kırıcı tavırları Aşır’ın sabrını taşıracak; Aşır’ın Serhat’a karşı can acıtıcı bir hamle yapmasına neden olacaktır.
Despite seeing Serhat and Yıldız growing closer, Melek remains loyal to the agreement she made with Sultan and decides not to leave the mansion. Determined both to win Serhat back and to become the lady of the household, she follows Sultan’s calculated yet dangerous advice. However, Yıldız does not stay idle in the face of this alliance; she is determined to strengthen Serhat’s love and completely push Melek out of the picture. Meanwhile, the lands Serhat receives from the Kordağlıs as blood money make the Yelduran family the largest landowners in Urfa. This newfound power lays crucial groundwork for Serhat to take Ziyan Ağa’s place on the council of tribal leaders. Yet Serhat’s efforts to change the established order, along with his increasingly harsh and humiliating attitude toward the Yeldurans, push Aşır to the brink, driving him to make a deeply painful move against Serhat.